İçeriğe geç

Çarpma hangi sınıfta ?

Değerli Cosmoslighting okurları, bu makalemizde “Çarpma hangi sınıfta” konusunda bilmeniz gereken her şeyi derledik.

Bir Kelimenin Peşine Takılan Hafıza

Şunları da İnceleyin: Ziraat kredi kartı nasıl açılır ?

Kayseri’de akşamlar hep biraz erken çöker. Günün ışığı yavaş yavaş çekilirken, evlerin camlarına vuran o solgun turuncu ton, sanki insanın içini de sessizce kapatır. Ben o saatlerde çoğu zaman masamda olurum. Defterlerim, kalemlerim, yarım kalmış cümlelerim… Bir de kafamın içinde bitmeyen sorular.

En çok da çocukluğuma döndüğüm anlarda, bazı kelimeler beni yakalayıp geri sürükler. “Çarpma hangi sınıfta?” mesela… İlk duyduğumda sıradan bir soru gibi gelmişti ama içimde bir yere takılıp kalmıştı. Sonra büyüdükçe o soru sadece matematiğe dair bir şey olmaktan çıktı. Zamanla bir dönemin, bir telaşın, bir utancın ve küçük bir umut kırıntısının adı oldu.

Ben 25 yaşındayım. Duygularımı saklamayı pek beceremem. Günlük tutmayı da bu yüzden severim zaten; konuşamadığım şeyleri kâğıda dökebilmek için. Bugün yine eski defterlerimi karıştırırken o soru çıktı karşıma ve kendimi bir anda ilkokul sıralarında buldum.

İlk Sınıfın Gürültüsü ve Sessiz Kafam

İlkokul birinci sınıf… O dönem her şey çok büyük, ben ise çok küçüktüm. Tahta sanki dev gibiydi, öğretmenimizin sesi sınıfın içinde yankılanırken kalbim de onunla birlikte çarpardı.

O gün öğretmenimiz tahtaya kocaman rakamlar yazmıştı. Yan yana dizilmiş sayılar… Bir yandan defterime bakıyor, bir yandan anlamaya çalışıyordum. Ama içimde sürekli aynı soru dönüyordu:

“Çarpma hangi sınıfta öğrenilir?”

Sormaya çekiniyordum. Sınıfta herkes bir şeyleri biliyormuş gibi görünüyordu. Sadece ben geride kalmışım gibi hissediyordum. O hissin adı yoktu o zamanlar ama şimdi biliyorum: küçük bir çaresizlik.

Yanımda oturan arkadaşım kalemini hızlı hızlı oynatıyordu. O bile sanki benden ilerideydi. O an, hayatımda ilk kez bir dersten değil, “geri kalma ihtimalinden” korktuğumu hatırlıyorum.

Tahtadaki Sayılar ve İçimdeki Sessizlik

Öğretmen tahtaya iki tane elma çizmişti. Sonra yanına iki tane daha ekledi.

“İki artı iki kaç eder?” diye sormuştu.

Herkes bir ağızdan “dört” demişti.

Ben de biliyordum cevabı ama içimde başka bir şey vardı. Toplama kolaydı. Peki ya çarpma? O nerede başlıyordu?

O gün ders bitince eve giderken çantam sırtımda ağır gelmişti. Sanki sadece defterler değil, anlamadığım bütün sorular da omuzlarımdaydı.

Evde anneme sormuştum:

“Anne… Çarpma hangi sınıfta öğreniliyor?”

Annem bulaşık yıkıyordu. Ellerini durdurmadan cevap vermişti:

“İleride öğreneceksin oğlum, acele etme.”

Ama ben acele ediyordum. Çünkü o yaşta zaman diye bir şey sabırla değil, merakla ölçülüyordu.

Ortaokula Geçerken Büyüyen Sorular

Yıllar geçti. Sınıflar değişti. Defterlerin çizgileri küçüldü, yazılarım büyüdü. Ama içimdeki bazı sorular hâlâ ilkokul sırasındaydı.

Ortaokula geçtiğimde çarpma çoktan gelmişti bile. Ama bu kez başka bir şey fark ettim: Asıl mesele çarpmanın ne zaman öğretildiği değilmiş. Benim onu ne zaman gerçekten anladığımmış.

Matematik dersinde öğretmenimiz hızlı hızlı anlatırken ben bazen geride kalıyordum. Herkes işlemleri çözerken ben bir adım sonra yetişiyordum. Bu durum içimde tuhaf bir sıkışma yaratıyordu.

Bir gün öğretmen tahtaya uzun bir işlem yazdı. Sınıf sessizdi.

Ben yine içimden aynı soruyu sordum:

“Çarpma hangi sınıfta öğrenilir… ve ben gerçekten öğrendim mi?”

O an fark ettim ki aslında çarpma sadece bir işlem değilmiş. Hayatın içinde çoğalan her şeyin adıymış. Korkuların, beklentilerin, hayal kırıklıklarının bile bir çarpımı varmış.

Kayseri Sokaklarında Düşünmek

Okuldan çıkıp eve yürüdüğüm yolları hatırlıyorum. Kayseri’nin soğuk rüzgârı yüzüme çarparken, düşüncelerim de birbiriyle çarpışıyordu.

Çarşıdan geçerken insanların telaşı, otobüs duraklarındaki bekleyiş, simitçiden yükselen koku… Hepsi hayatın içinde birer çarpma gibi geliyordu bana.

O zamanlar farkında değildim ama büyümek dediğimiz şey aslında sürekli çarpılmakmış.

Sevgiyle hayal kırıklığının, umutla korkunun, başarıyla başarısızlığın çarpımı…

Ben ise hâlâ içimde bir yerde o küçük çocuğun sesiyle yaşıyordum:

“Çarpma hangi sınıfta?”

Bir Öğretmenin Fark Ettirmeden Dokunduğu Yer

Ortaokulda matematik öğretmenimiz sert görünürdü ama bazen gözlerinin içinde başka bir şey görürdüm. Sanki sadece ders anlatmıyordu, bizi anlamaya çalışıyordu.

Bir gün ders bitince yanıma geldi.

“Sen biraz yavaş ilerliyorsun ama aslında anlıyorsun,” dedi.

O an içimde bir şey kırılmadı, tam tersine birleşti.

Belki de ilk kez biri bana “geri kalıyorsun” dememişti. Sadece “farklı ilerliyorsun” demişti.

O gün eve giderken Kayseri’nin akşam ışıkları bana daha yumuşak görünmüştü.

Lisede Değişen Anlamlar

Lise yıllarında çarpma artık sadece matematik değildi. Hayatın kendisiydi.

Notlar, sınavlar, gelecek kaygısı… Hepsi birbirine ekleniyor, sonra katlanarak büyüyordu.

Bir sınavdan düşük not aldığımda hayal kırıklığım kendimle çarpılıyordu. Bir arkadaşımı kaybettiğimde yalnızlığım katlanıyordu.

Ve ben hâlâ defterlerime yazıyordum.

“Çarpma hangi sınıfta öğrenilir?”

Artık bu soru bir merak değil, bir iç konuşma olmuştu.

İlk Gerçek Çarpma Anım

Lisede bir gün matematik sınavında zor bir çarpma sorusu çıkmıştı. Uzun uzun bakmıştım kağıda.

O an bir şey fark ettim. Aslında soruyu çözemediğim için değil, korktuğum için duruyordum.

Yanlış yapma korkusu.

O korku, cevaptan daha büyüktü.

Kalemimi bastırıp çözümü yazdım. Yanlış da olsa yazdım.

İşte o an ilk kez “çarpma”yı sadece sayıların değil, cesaretin de bir parçası olarak gördüm.

Kendi İçimde Çarptığım Ben

Büyüdükçe anladım ki insan en çok kendisiyle çarpılıyor.

Beklentilerle gerçekler, hayallerle imkânlar, geçmişle gelecek…

Ben Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken aslında kendi içimdeki katmanlarda dolaşıyordum.

Ve her katmanda aynı soru yankılanıyordu:

“Çarpma hangi sınıfta?”

Belki de cevap hiçbir sınıfta değildi.

Bugünden Geriye Bakınca

Şimdi 25 yaşındayım. Defterlerim hâlâ var ama sorularım değişti.

Artık çarpmanın hangi sınıfta öğrenildiğini değil, hayatın hangi anında insanın gerçekten öğrendiğini düşünüyorum.

Belki de o soru hiç bitmeyecek.

Çünkü her yeni deneyim, her yeni kayıp, her yeni sevinç beni yeniden bir şeylerle çarpıyor.

Ve ben her seferinde biraz daha değişiyorum.

Son Bir Hatırlama

Bu akşam Kayseri’de yine hava erken karardı. Pencereden dışarı baktım. Sokak lambaları yanmış, insanlar evlerine çekilmişti.

Masama döndüm. Eski bir defter açtım.

Sayfaların birinde silik bir yazı duruyordu:

“Çarpma hangi sınıfta?”

Kalemi elime aldım ama cevap yazmadım.

Çünkü artık biliyorum… bazı soruların cevabı sınıflarda değil, insanın kendisinde büyüyor.

“Çarpma hangi sınıfta” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Cosmoslighting ailesi olarak her zaman yanınızdayız!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://tmzilla.com https://absaluminyum.com.tr https://gari.com.tr Sitemap
grand opera bet giriş