Kâr Oranı Helal mi? Kazanç Hesabının İçinde Biraz Vicdan, Biraz Hesap Makinesi Var
İzmir’de sabah kahvesini alıp sahile doğru yürüyen insanların ortak bir özelliği vardır: Herkesin kafasında bir hesap döner. Kiminin aklında kira, kiminin aklında kredi kartı ekstresi, kiminin aklında da “Bu ay biraz para biriktirebilir miyim?” sorusu vardır. Benim gibi 25 yaşında olup hem arkadaş ortamında sürekli şaka yapan hem de gece yatağa girince günün bütün konuşmalarını tekrar tekrar düşünen insanların kafasında ise biraz daha karmaşık bir tablo oluşur.
Gündüz arkadaşlara “Abi zengin olursam ilk iş simitçiye ortak olurum, çünkü enflasyona karşı en sağlam yatırım simit gibi duruyor” diye espri yaparım. Gece ise kendi kendime “Bir ürüne yüzde kaç kâr koymak doğru olur? Fazlası haksızlık mı olur?” diye düşünürüm.
İşte tam burada herkesin zaman zaman aklına gelen önemli bir soru ortaya çıkar: Kâr oranı helal mi?
Bu soru aslında sadece ticaret yapanların değil, alışveriş yapan herkesin ilgisini çeken bir konudur. Çünkü hepimiz bir şekilde alıcı veya satıcıyız. Evde kullanılmayan bir eşyayı satarken bile “Acaba fazla mı istedim?” diye düşünen insanlar var. Bazıları ise fiyat belirlerken hesap makinesine öyle bir basar ki, sanki NASA uzay aracı fırlatıyor.
Kâr Etmek Günah mı, Yoksa Ticaretin Doğal Bir Parçası mı?
Ticaretin temelinde alışveriş vardır. Bir kişi bir ürünü alır, üzerine masraflarını ekler, emeğini koyar ve satış yapar. Bu süreçte kâr elde etmek normal kabul edilir. Çünkü dükkân kirası vardır, çalışan maaşı vardır, elektrik faturası vardır, ürünün bozulma veya zarar görme ihtimali vardır.
Yani esnafın para kazanması, yaptığı işin karşılığını almasıdır.
Ama işin içine vicdan girince mesele biraz daha derinleşir.
Mesela İzmir’de yaz aylarında dondurma fiyatlarını düşünün. Sıcaktan beyniniz erimiş, elinizde külah, karşınızda dondurma satan abi. Bir top dondurma için fiyatı duyuyorsunuz:
“Abi bu kaç lira?”
“Yetmiş lira.”
O anda iç ses başlıyor:
“Ben bu dondurmayı mı yiyorum, yoksa küçük çaplı bir yatırım mı yapıyorum?”
Ama sonra düşünüyorsunuz. Belki adamın kirası yüksek, çalışanı var, elektrik masrafı var. Yani her yüksek fiyat otomatik olarak haksız kazanç anlamına gelmez.
Buradaki önemli nokta, kârın nasıl elde edildiğidir.
Kâr Oranı Helal mi? Belirleyen Şey Sadece Yüzde Değildir
Birçok kişi kâr oranının tek başına belirleyici olduğunu düşünür. “Yüzde 20 kâr helaldir, yüzde 200 kâr haramdır” gibi kesin çizgiler arar. Fakat ticaret sadece matematik değildir.
Bir ürünün maliyeti 100 TL olabilir. Satıcı bunu 150 TL’ye satabilir. Burada 50 TL kâr vardır. Ancak bu satışın helal olup olmadığına bakarken birkaç noktaya dikkat edilir.
1. Ürünün Gerçek Değeri ve Piyasa Şartları
Bir ürünün fiyatı arz ve talebe göre değişebilir. Aynı ürün farklı yerlerde farklı fiyatlara satılabilir.
Örneğin sahilde susamış bir insana su satan biri düşünelim.
Normalde markette 10 TL olan suyu 15 TL’ye satması başka bir şeydir. Aynı suyu kimsenin olmadığı, insanların zor durumda kaldığı bir yerde 200 TL’ye satması ise bambaşka bir durumdur.
Çünkü burada sadece kâr değil, fırsattan yararlanma meselesi ortaya çıkar.
2. Müşteriyi Yanıltmamak
Helal kazancın en önemli noktalarından biri dürüstlüktür.
Ürünün kusurunu saklamak, olmayan özellikleri varmış gibi göstermek veya müşteriyi kandırmak doğru değildir.
Mesela ikinci el telefon satan biri düşünün.
“Abi telefon taş gibi, hiç sorunu yok.”
Sonra müşteri eve gider ve telefonun şarjı beş dakika dayanır.
Bu noktada problem sadece fiyat değildir. Güven kaybolmuştur.
Ticarette bazen en büyük sermaye para değil, insanların size duyduğu güvendir.
Arkadaş Sohbetinde Kâr Tartışması: “Abi Sen Ticareti Bırak, Filozof Ol”
Bizim arkadaş grubunda böyle konular açıldığında genelde önce herkes ciddi konuşur, sonra konu mutlaka komediye döner.
Bir gün arkadaşlarla oturuyoruz. Biri yeni aldığı ürünü satmış.
“Abi ben bunu 500 liraya aldım, 800’e sattım.”
Dedim:
“Güzel kâr yapmışsın.”
Sonra başladı anlatmaya:
“Yok ya, içime sinmedi. Acaba fazla mı aldım?”
Ben de güldüm:
“Sen böyle düşünmeye devam edersen ticaret yapamazsın, en sonunda müşteriye para üstü yerine psikolojik destek vereceksin.”
Ama işin şakası bir yana, bu düşünce aslında güzel bir hassasiyet gösteriyor. İnsan kazancının temiz olmasını istiyorsa zaten en önemli adımı atmış demektir.
Fazla Kâr Almak Her Zaman Haksızlık mıdır?
Burada ince bir denge vardır.
Bir ürünün fiyatı bazen yüksek olabilir. Çünkü satıcı risk almıştır. Ürünü getirmiştir, stok yapmıştır, zarar etme ihtimalini göze almıştır.
Diyelim ki bir esnaf kışın mont alıyor. Aylarca depoda bekletiyor. Kira ödüyor. Sonra sezon geldiğinde satıyor. Bu kişinin sadece ürün alış fiyatına bakarak değerlendirme yapmak doğru olmaz.
Ancak bir kişi insanların zor durumda olmasını kullanarak aşırı kazanç sağlamaya çalışıyorsa burada etik problem başlar.
Örneğin temel ihtiyaç ürünlerinde insanların çaresizliğinden yararlanmak, ticaret ahlakıyla bağdaşmaz.
Kâr Hesabı Yaparken Vicdanı da Hesaba Katmak
Bazen insanlar sadece hesap makinesiyle karar verir.
Maliyet: 100 TL
Satış: 300 TL
Kâr: 200 TL
Tamamdır.
Ama insan hayatında görünmeyen bir hesap daha vardır:
“Bu kazançtan sonra içim rahat mı?”
Bence ticaretin en güzel taraflarından biri budur. İnsan hem kazanabilir hem de gönül rahatlığı yaşayabilir.
Çünkü para kazanmak kötü değildir. Asıl mesele, nasıl kazanıldığıdır.
Bir esnaf müşterisine güzel davranıyorsa, doğru bilgi veriyorsa ve hakkaniyetli davranıyorsa kazandığı para onun emeğinin karşılığıdır.
İç Sesimle Kısa Bir Hesaplaşma
Bazen kendime şunu soruyorum:
“Diyelim ki yarın küçük bir dükkân açtın. Fiyatları nasıl belirleyeceksin?”
Sonra iç ses cevap veriyor:
“Önce kira fiyatlarına bakarsın, sonra maliyetlere bakarsın.”
Başka bir ses:
“Peki müşteriyi de düşünür müsün?”
Ben:
“Düşünürüm tabii.”
İç ses:
“Emin misin?”
Ben:
“Tamam, biraz fazla düşünürüm ama olsun.”
Zaten insanın kendisiyle yaptığı bu küçük konuşmalar bazen en iyi denetim mekanizmasıdır.
Kâr Oranı Helal mi Sorusuna En Güzel Cevap: Adaletli Olmak
Kâr oranı helal mi sorusunun cevabı sadece rakamlarda saklı değildir. Bir kişinin ne kadar kazandığından çok, nasıl kazandığı önemlidir.
Ticarette emek vardır, risk vardır, zaman vardır. Bunların karşılığında kâr elde etmek doğaldır.
Fakat kazanç elde ederken karşı tarafın hakkını gözetmek, dürüst olmak ve insanların zor durumlarından faydalanmamak gerekir.
Çünkü bazen en büyük kazanç, kasaya giren para değil; insanların sizin hakkınızda söylediği güzel sözlerdir.
İzmir’de bir esnafın müşterisine “Allah bereket versin” dedirtmesi, belki de yaptığı en değerli satıştan bile daha kıymetlidir.
Sonuçta hayat büyük bir alışveriş gibidir. Bugün satan oluruz, yarın alan oluruz. Bugün fiyat belirleriz, yarın başkasının fiyatına bakarız.
Bu yüzden kâr oranı helal mi diye düşünürken sadece cebimizi değil, vicdanımızı da hesaba katmak gerekir.
Çünkü temiz kazanç, sadece paranın miktarıyla değil; o paranın insanın içine verdiği huzurla ölçülür.
İlgili Makale: Kvaratskhelia Sözleşmesi ne zaman bitiyor ?