Türkiye İsviçre’den Ne İthal Ediyor?
Giriş: Ekonomik İlişkilerde İnce Bir Denge
İsviçre… Adı hep duygusal bir şekilde geçer. Bankaların, çikolataların, saatlerin ve tabii ki dağların memleketi. Ama işin asıl kısmı, bizim gibi ülkelerin pek de farkında olmadığı başka bir alanda. Türkiye, İsviçre’den ne ithal ediyor? Düşünmeye değer bir soru değil mi? Herkes bu ülkeyi ya da o ülkenin ürünlerini adını duyduğu şekilde hatırlıyor, ama gerçekten arka planda ne olup bittiğini merak eden kaç kişi var? Bir düşünün: İsviçre’nin en büyük ihracat kalemleriyle Türkiye’nin ekonomik ilişkilerini masaya yatırdığınızda, karşınıza ilginç bir tablo çıkıyor.
Beni tanıyorsanız, buna ciddi bir eleştiri ile yaklaşacağımı zaten tahmin etmişsinizdir. Çünkü konu dış ticaret, başka bir deyişle “ben sana mal veririm, sen bana para verirsin” olunca işler biraz garipleşiyor. Hadi gelin, bu ithalat ve ihracat ilişkisini hem sevdiğim yönleriyle hem de eleştirdiğim kısımlarıyla irdeleyelim.
Türkiye’nin İsviçre’den İthalatının Güçlü Yanları
İsviçre, her ne kadar küçük bir ülke olsa da, Türkiye ile olan ticaret ilişkilerinde sağlam bir yer edinmiş durumda. Ancak burada önemli olan, Türkiye’nin hangi ürünleri ithal ettiği ve bu ithalatın ne gibi faydalar sağladığı.
1. İleri Teknoloji ve İnovasyon
İsviçre, özellikle yüksek teknolojili ürünlerde oldukça güçlü. Türkiye, bu teknolojiye olan ihtiyacını gidermek için İsviçre’den tıbbi cihazlar, farmasötik ürünler ve kimyasal maddeler ithal ediyor. Bunu seviyorum. Zira ne kadar gelişmiş bir ülke olursak olalım, bazı şeyler dışarıdan alındığında daha kaliteli oluyor. Bu konuda İsviçre’nin elinden geleni yaptığını kabul ediyorum.
2. Saatler ve Lüks Ürünler
Bir başka dikkat çekici ithalat kalemi de saatler. İsviçre saatleri, kalite denildiğinde hemen akla gelir. Evet, saatlere olan bu düşkünlüğümüz biraz “gösteriş” gibi görünse de, biz bu gösterişi seviyoruz. İsviçre’nin lüks saat markaları, Türkiye pazarında her yıl daha fazla yer buluyor. Bir nevi statü sembolü, kabul ediyorum, ama saatler de bir bakıma sanat değil mi? Sanatla ilgilenmek, elbette parayla da ilgilidir.
3. Kimyasal Maddeler ve İlaçlar
Bu bir başka ciddi avantaj. İsviçre, farmasötik ve kimyasal üretimde dünyada ön sıralarda yer alıyor. Türkiye de tıbbi ürünler ve ilaçlar için bu kaynağa başvuruyor. Sağlık sektöründe dışa bağımlılığımızın yüksek olduğunu kabul etsek de, en azından doğru ve kaliteli ürünleri almak bu bağımlılığı biraz daha kabul edilebilir kılıyor.
Türkiye’nin İsviçre’den İthalatının Zayıf Yanları
İthalatın güçlü yanları olduğu gibi, zayıf yanları da yok değil. Birkaç kalemden oluşan bu ticaretin Türkiye’ye sağladığı faydalara karşılık, bir takım eleştiriler de var. O eleştirilerden bazıları, gerçekten düşündürücü.
1. Bağımlılık Sorunu
Evet, İsviçre’den tıbbi cihazlar ve kimyasal maddeler alıyoruz. Ama ya bu ürünler içerik olarak ne kadar yerli üretime kaydırılabilir? Bizim teknoloji ve sanayiye yatırım yapma kapasitemiz var mı? İsviçre’den bağımsız olmak, ekonomik olarak daha güçlü ve sürdürülebilir bir Türkiye oluşturmak için atılması gereken adımlardan biri değil mi? Bu ithalat bağımlılığı, zamanla Türkiye’nin kendi üretim gücünü sorgulatıyor.
2. Yüksek Maliyetler
Saatler ve lüks ürünler konusunda da bir başka sorunumuz var. Lüks tüketim ürünlerinin ithalatı, ekonomik dengeler için sürdürülebilir bir model mi? İyi bir saat almak, kesinlikle kötü bir şey değil. Ancak bu tür ürünlerin sadece zengin kesim tarafından alınıyor olması, toplumun geri kalanını dışlayan bir ticaret modeline işaret ediyor. İsviçre’den ithal edilen lüks ürünler, Türkiye’deki sosyal yapıyı daha da bölüyor.
3. Dış Ticaret Dengesizliği
Son olarak, ithalatla birlikte dış ticaret dengesizliği de ortaya çıkıyor. Türkiye, İsviçre’ye kıyasla daha çok ithalat yapıyor. Yani, para dışarı çıkıyor ama karşılığında ne alıyoruz? Birkaç teknoloji ve lüks saat… Bu kadar mı? Burada bir sorun var. Her ne kadar bu ithalatın faydalı olduğu yönleri bulunsa da, gelecekte daha dengeli bir dış ticaret politikası nasıl şekillenir? Kimse bu soruyu soruyor mu?
Sonuç: İthalat İyi Ama Düşünmeden Yüklenme!
Türkiye’nin İsviçre’den yaptığı ithalat, elbette ekonomik ilişkilerdeki önemli bir unsur. Ancak bu ilişkilerin tek yönlü ve bağımlı bir yapıya bürünmesi, uzun vadede sorun yaratabilir. Yüksek kaliteli ürünlerin ülkeye girişi, sağlık ve teknoloji gibi alanlarda fayda sağlasa da, sürekli ithalat yaparak bu bağımlılığa devam etmek ne kadar sürdürülebilir?
İthal ettiğimiz ürünlerin “güzel” ve “kaliteli” olduğu doğru, ama bir noktada bu ithalatlar, bizim kendi üretim gücümüzü sorgulatmaya başlamıyor mu? En basitinden, teknoloji ve sağlık ürünlerinde dışa bağımlılığın zamanla Türkiye’yi daha az bağımsız kılacağı gerçeğini göz ardı edemeyiz. O yüzden sevgili okurlar, biraz daha fazla düşünelim: Bu ithalatlar Türkiye için gerçekten faydalı mı, yoksa bir ekonomik tuzak mı?